Şemalar
9 Ocak 20254 dk

Şema Terapi: Hayata Baktığımız Renkli Camlı Gözlükler

Şemalar, çocuklukta karşılanmayan duygusal ihtiyaçların sonucu olarak gelişen kalıplardır. Duygusal yoksunluk, kusurluluk, kendini feda, onay arayıcılık gibi şemalarla dünyayı nasıl çarpık algıladığımızı ve bu döngüleri nasıl fark edebileceğimizi keşfedin.

Şemalar, hayata baktığımız renkli camlı gözlükler gibidir. Her çocuğun kendini güvende ve sevilebilir hissetme, yetkin ve yeterli hissetme, rahatlama, gevşeme, kişisel alanının korunması gibi temel duygusal ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçlar yeteri kadar karşılanmadığında ya da aşırı bir uçta karşılandığında kendimiz ve/veya başkaları hakkında hissettiklerimiz, düşündüklerimiz ve inandıklarımız çarpıtılır. İşte bu çarpıklık ya da olduğu gibi görememe hali dünyaya şeffaf camlar ardından değil de çeşitli renkler ardından bakmak gibidir. 

Peki tamamen pürü pak şeffaf bir gözlük mümkün mü? Elbette hayır, her birimizde birçok şemadan bir parça bulunur.  Hayatın akışını zorlaştırmayan, genel iyilik halimizi sarsmayan bu parçalar yönetilebilir düzeydedir. Ancak o renk, artık dünyayı ve sizi bütünüyle etkisi altına aldıysa, gözlüğü çıkarmanın ve hayata net, kendi şeffaflığınızla bakmanın zamanı gelmiştir.

Gelin bazı renkli camların nasıl olduğuna bakalım;

“İçimde bir boşluk hissi var.”, “Ben zaten önemli değilim.”, “Bunu istemeye hakkım yok ki…”, “Kendi başıma hallederim, aman kimseye yük olmayayım.”, “O kadar da yakın olmasak iyi olur yoksa eninde sonunda incirim” gibi düşünceler sıkça zihninizi meşgul ediyorsa duygusal yoksunluk şemanız baskın olabilir. Bu şemada kişi, ihtiyacı olan duygusal desteğin başkaları tarafından tam olarak verilmeyeceğini hisseder. 

“Kendimi diğer insanlara göre eksik görüyorum”, “Kim beni niye sevsin ki…” “Ben yanlış biriyim.”, “Hatalarımı herkes görecek”, “Eninde sonunda insanları hayal kırıklığına uğratacağım.” gibi düşünceler sıkça zihninizi meşgul ediyorsa kusurluluk şemanız baskın olabilir. Bu şemada kişi, kendini temel olarak eksik, yetersiz veya değersiz hisseder.

“Benim ne düşündüğümün önemi yok, sen bilirsin.”, “Tam olarak karar veremedim, sen ne dersen o olsun.” “Benim için önemli değil, sen mutlu ol yeter.”, “Sen üzülürsen ben de üzülürüm.”, “Beni yalnız bırakma, sen olmazsan yapamam.” gibi düşünceler sıkça zihninizi meşgul ediyorsa bağımlılık- iç içe geçme şemanız baskın olabilir. Bu şemada kişi, başkalarıyla sınır koymakta zorlanır, kendi ihtiyaçlarını geri plana atıp sürekli yakınlık ve onay arar. 

“Her şey benim üstüme geliyor, dayanamıyorum.” “Mutlaka bir şeyler ters gidecek.” “Yanımda biri olmalı yoksa dayanamayacağım.” “Kendimi yeterince güçlü hissetmiyorum.” gibi düşünceler sıkça zihninizi meşgul ediyorsa dayanıksızlık şemanız baskın olabilir. Bu şemada kişi, hayatın zorlukları karşısında yetersiz ve başa çıkamayacakmış gibi hisseder.

“Ben haklıyım, sen yanlış düşünüyorsun.”, “Sen bunu anlamıyorsun.”, “Bunu herkes yapamaz.”, “Engellenmeyi hiç sevmem.”, “Ben daha önemliyim.” gibi düşünceler sıkça zihninizi meşgul ediyorsa haklılık şemanız baskın olabilir. Bu şemada kişi, kendini sürekli üstün ve haklı hisseder, başkalarının hatalarını veya yanlışlarını vurgulama eğiliminde olur. 

“Dayanamıyorum, hemen yapmalıyım.”, “Artık yeter, sabrım kalmadı.”, “O kadar da diyete başlayacağım dedim yine bozdum, bir türlü istikrarlı olamıyorum.”, “Şimdi yapamam, sonra düşünürüm diye sürekli erteledim.”, “Düşünmeden harekete geçtim, şimdi de çok pişmanım.” gibi düşünceler sıkça zihninizi meşgul ediyorsa yetersiz özdenetim/disiplin şemanız baskın olabilir. Bu şemada kişi, duygularını ve dürtülerini kontrol etmekte zorlanır, genellikle sabırsızlık ve anlık tatmin arayışıyla hareket eder ve kararlarını uygulamakta zorlanır. 

“Benim için fark etmez, siz nasıl derseniz olur.”, “Kimse yorulmasın ben hallederim.”, “Hayır diyemedim, deseydim çok üzülürdü.”, “Kabul etmesem bana küser, darılırdı.”, “Kendim için bir şey yaptığımda suçlu hissederim.”, “Herkes benden bir şey bekliyor ve ben çok yoruldum.”, “Sanki hep vermek zorundayım.” gibi düşünceler sıkça zihninizi meşgul ediyorsa kendini feda şemanız baskın olabilir. Bu şemada kişi, başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koyar, onları memnun etmeye çalışırken kendi duygularını ve sınırlarını ihmal eder.

“Diğerleri ne düşünür acaba?”, “Beni beğenirler mi?”, “Yeterince iyi miydim sence?”, “Beni beğensinler de başka bir şey istemem.”, “Övgü ve iltifat alırsam kendimi değerli hissederim.”, “Beni herkes sevsin istiyorum.”, “Başkaları beni başarılı bulur alkışlarsa yapabildiğimi anlarım.” gibi düşünceler sıkça zihninizi meşgul ediyorsa onay arayıcılık şemanız baskın olabilir. Bu şemada kişi, kendi değerini başkalarının beğenisi ve onayına bağlı olarak hisseder. 

“Ben bir oh diyemem, nasılsa eninde sonunda kötü bir şey olur.”, “Her an kötü bir şey başıma gelebilir.”, “Kötüyü düşüneyim ki her şeye hazırlıklı olayım.”, “Çok gülersen çok ağlarsın.”, “Böyle giderse kesin bir şey patlayacak.”, “İyimser olmak bana saflık gibi geliyor.” gibi düşünceler sıkça zihninizi meşgul ediyorsa karamsarlık şemanız baskın olabilir. Bu şemada kişi, hayatın olumlu ya da iyimser yönlerini küçümseyip görmezden gelirken sürekli olumsuz yönlerine yaşam boyu yaygın şekilde odaklanır.

“En iyisini yapmalıyım, “yeterince iyi” ile yetinemem.”, “Hata yapmaya tahammülüm yok.”, “Rahatlarsam kontrolü kaybederim.”, “Bir şey eksik olacağına hiç olmasın daha iyi.”, “Bunu herkes yapar benim yapmam gereken başka şeyler daha var.”, “Zaman en büyük hazine, onu verimsiz kullanmamalıyım.”, “Sürekli onların hatalarını toparlamak zorunda kalıyorum. Anlamıyorum nasıl bu kadar rahat olabilirler.” gibi düşünceler sıkça zihninizi meşgul ediyorsa yüksek standartlar şemanız baskın olabilir. Bu şemada kişi, kendisine ve başkalarına karşı ulaşılması güç beklentiler koyar, hata yapmaktan kaçınma ve her şeyi mükemmel yapma zorunluluğu hisseder. 

Ve daha birçok renkli cam..

Zihnimizdeki her renkli cam, gördüğümüz dünyayı farklı tonlara bürüyor. Hangi ihtiyacımızın örselendiğini fark etmek, hangi rengin hayatımızı gölgelediğini görmek; kendi içimizi ve çevremizi daha berrak, daha gerçek bir gözle algılamamızı sağlar.

EA

Psikolog Eda Umutlu Aydın

Klinik Psikolog olarak psikoterapi alanında uzmanlaşmış, bireylerin ruh sağlığı ve kişisel gelişimlerine destek olmaktayım.